KIBRIS’TA GELİNEN SON NOKTA VE ÖNERİLER

2017-07-26 00:33:00

 

Kıbrıs,  İngiltere’nin el koymasının üzerinden nerede ise yüz yıl, garantörlük haklarını kazanmamızın üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçti, hatta Kıbrıs Barış harekâtının üzerinden ise 43 geçmiş gitmiş fakat biz hala Rumları ikna edip iki kesimli Ortak Kıbrıs devleti kurmaya çalışıyoruz.

1974 Kıbrıs Barış harekâtından sonra; birlik bir yana, Kıbrıs Türk’ünü yok etmeyi kafasına koymuş olan Rumların anlaşmaz tutumları sebebiyle 1975 Yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edildi. Aradan yıllar geçti, anlaşabilme söz konusu olmadığı içinde 1983 yılında ise Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edildi. O günden bu güne onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen ve Türk tarafının, Türkiye’nin bütün olumlu ve tavizkâr tutumuna rağmen Rum tarafı bir türlü imana gelmedi ve anlaşmaya yaklaşmadı.

Kıbrıs’ta kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın mücadelesi ne Türkiye’yi ikna edebildi nede Rumları insafa getirebildi. Türk tarafı Maraş’ı yerleşime açmadı, bu kadar senedir anlaşarak Rumlara teslim edebilmek için elinde tuttu. Fakat Rumlar Kıbrıs adasının % 70’inden fazlasını ellerinde tuttukları halde Türklerin elinde kalan kısım için bile razı olmadılar.

Hâlbuki Kıbrıs Rumlara ait bir toprak olmadığı halde biz uzun yıllardır Rumlar ile anlaşmaya çalışıyoruz, Rumları ikna etmeye çalışıyoruz fakat yüz yıl öncesine kadar Türk yurdu olan, tapusu bizde olan Kıbrıs’ta bu gün Türkün ortaklığı bile kabul edilmiyor ve azınlık olarak varlığının devamı isteniyor.

Kıbrıs Müslümanların tapulu malıdır, hem de üzerinde Peygamber Efendimizin Halazadesi, Hala Sultan’ın kabrinin olduğu bir toprak parçasıdır. Eyüp Sultan Hazretleri nasıl İstanbul’da bulunduğu yeri mübarek bir yer haline getirmişse, Hala Sultan’da Kıbrıs’ı öylece mübarek bir belde haline getirmiş ve Müslüman Türk Milleti adına tapu çıkarmıştır.

Kaldı ki; biz Kıbrıs adasını Venedikliler’den almak için 50 bin Mehmetçiği, Levendimizi şehit vermişizdir. Yetmemiş Rumların Sırplı’nın Bosnalıyı toplu mezarlara gömdüğü gibi; Rumların köylerimizi toptan yok ettikleri yetmezmiş gibi Kıbrıs Barış harekâtında 498 şehit daha vermişiz, üstelik bin iki yüzde yaralı, batan Kocatepe zırhlısı da cabası.

Sanki asır geçmiş gibi. Kıbrıs üçüncü Cumhurbaşkanı’nı eskitmek üzere Rum tarafından kimler geldi kimler geçti, kimilerinin kemikleri çürüdü! Fakat Kıbrıs sorunu çözülemedi. Neden? Biz Türkiye olarak gerektiği kadar kahraman devlet ve deva adamı; Merhum Denktaş’ın arkasında durmadık veya duramadık. Yorulan Kıbrıs Türk halkı da yeterli desteği vermedi veya veremedi. Devlet adamlarımız düşmanlarımızın, hasımlarımızın tatlı sözüne ve gülüşüne kandılar ve sorun çözülür sandılar veya “çözülsün de nasıl çözülürse çözülsün” mantığı ile yaklaştılar.

Son senelerde meydana gelen olaylar gösterdi ki Kıbrıs adası herkes için stratejik bir öneme sahip, üstelik hesapsız petrol ve doğalgaz yataklarının üzerinde oturuyor. Hem askeri olarak nemde stratejik olarak çok önemli. Bunun içinde Müslüman Türk’ün Kıbrıs’tan elini çekmesi için bütün dayatmalar yapıldı ve yapılıyor. Türkiye; “Çözüm olsun da ne olursa olsun.” deme noktasına gelsin istiyorlar.

Bütün dünya anladı ki, Rum tarafı uzlaşmaz bir tutum içinde ve Kıbrıs Türk’ünün ortak olarak ve iki hâkim güçten biri olarak Kıbrıs’ta varlığını kabul etmek istemiyor. Onun hamisi ve garantörü olarak da Kıbrıs’ta Türk askerini, Mehmetçik’i istemiyor. Çünkü Mehmetçik Kıbrıs’ta varlığını devam ettirdiği sürece ne Rumlar nede başka hesabı olan ülkeler Kıbrıs’ta istedikleri gibi hareket etme imkânı bulamayacaklar.

Türkiye ve Türkiye’yi yönetenlerin, Kıbrıs Türk halkının ve yöneticilerinin anlaması gereken şu ki; Kıbrıs Türk halkı varlığı ve can güvenliği için Türk askerine yani Mehmetçiğe muhtaçtır. Türkiye bölgesinde uluslar arası sulara ulaşabilmek ve ablukadan kurtulabilmek için Tapusu bize ait olan ve bizim öz malımız ve vatan toprağımız olan Kıbrıs’a askeri, stratejik anlamda muhtaçtır. Üstelik yer altı zenginliklerinin de üzerimizde hesabı olan ve hiçbir hakkı olmayan ülke ve milletlere kaptırılmasına ne bizim nede devlet adamlarının hakkı yoktur. Bu zenginliklerde, topraklarda doğmamış torunlarımızın hakkı vardır.

Türkiye’nin gelinen bu konjonktürde yapacağı en önemli tedbirlerden birisi, Kıbrıs Rum yönetimi ile ilgili barış ve anlaşma sözlerini gündemden çıkarmalı ve bunu dünya kamuoyuna açıklamalıdır. Bölgede ve Birleşmiş Milletlerde, İslam dünyasında, Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumuna ortaya koyarak; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasını temin etmek ve bunun için demir asa, demir çarık ülkeleri gezmeli,  ülkenin bütün dış işleri misyonlarını harekete geçirmeli ve Kıbrıs Türk’ünün bağımsızlığını diğer ülkeler tarafından kabulünü sağlamalıdır.

Kıbrıs Türk bölgesini, gerek diğer ülkelerle ve gerekse Kıbrıs yönetimi ile yapacağı anlaşmalarla ekonomik ve askeri anlamda tahkim etmelidir. Türkiye’de tanıyan devletlerde Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetine bağımsız devlet gibi davranmalıdır, Türkiye bunu sağlamalıdır.

Tabir yerinde ise bu günden tezi yok Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili politikalarını  varsa hayata geçirmeli yoksa geliştirmeli ve hayata geçirmelidir.

 

Mustafa Göktekin

0
0
0
Yorum Yaz