KÜLLİYEN KABUL VEYA KÜLLİYEN RET…

2012-01-23 13:10:00
KÜLLİYEN KABUL VEYA KÜLLİYEN RET… |  görsel 1

            Kıbrıs’ın yüzyılımızdaki banisi vefat etti. Rahmetli Doktor Fazıl Küçük’ün yardımcısı ve öğrencisi KKTC’nin ilk Cumhurbaşkanı Raif Denktaş vefat etti.

            Basında gördüğümüz kadarı ile Rahmetli Denktaş’ı göklere çıkaran ve nerede ise insanüstü bir varlık olmakla tarif edenlerin yanında birde tenkit edenler ve aşağılayanlar var.

            Dün Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunduğu için Türkiye’den kovanlar;”Git kendi ülkende konuş.” ”Çözümsüzlük çözüm değildir.”diyenler. Hatta Annan Planı’nın kabulü için insanlara baskı yapanların bu gün cenazesinde en önlerde ve nerede ise ağlayarak mahzun olduklarını görüyoruz.

            O zaman, Rauf Denktaş kimdi Allah aşkına? Bu adam nasıl bir adamdı ki birileri göklere çıkarırken birileri lanetleme vetiresine kadar tenkit ediyor ve aşağılıyor? Bu işin ortası yok mu olamaz mı?

            Sayın Denktaş’ın hayatını bir masaya yatırsak ve doğrularını ve eğrilerini değerlendirsek olmaz mı? Doğrularına doğrudur desek ve tebrik etsek veya onlardan dolayı rahmetle ansak ve yanlışlarına da yanlıştır desek ve eğer Kıbrıs için dönüşü varsa o hatalardan  vazgeçsek ve doğrularını yapmak için yeni bir başlangıç yapsak!

            Kıbrıs, Türkiye için stratejik bir gerek olmasının yanında milli bir namus meselemizdir. Kıbrıs’ın ülkemiz adına hayati önemi olan bir vatan parçası olması ve bu vatan parçasının gerek bağımsızlığımız ve gerekse askeri ve ekonomik anlamda dünyaya açılabileceğimiz kapımız olması açısından asla vazgeçilemez ve ihmal edilemez.

            Merhum İnönü’nün:” Ege adaları diye bir devamız yoktur.” dediği gibi “Kıbrıs diye bir sorunumuz yoktur.” sözü de gerek tarihçiler ve gerek siyaset adamları yanında meşhurdur.

            Hâlbuki ne Kıbrıs ne de Ege adaları hiçbir zaman başkalarının olmamış ancak zaman zaman elimizden gasp edilmiş, bu ihmallerimiz içinde Kıbrıs’ın nerede ise %70’e yakını Rumların elinde ve 12 adalar da yine Yunanlıların elinde ve bize karşı silahlandırılmış durumda.

            Herkesin bizim olanlardan vazgeçtiği günlerde ise bir avuç kahraman insan Kıbrıs’ta varlık mücadelesi vermiş ve binlerce şehit verme pahasına ve inkar edenlere inat vatan toprağını sahip çıkmaya çalışmışlardır. Bunların başında da Dr. Fazıl Küçük ve Avukat Rauf Denktaş gelir.Eksikleri ile veya yanlışları ile…

            Bu gün elimizde olan toprakların gerçek fatihi ve bize hediye edeni, arkalarında isimsiz kahramanlarla birlikte Fazıl küçük ve Rauf Denktaş’tır.Bu hakkı teslim etmek vicdan ve izan sahibi insanlarımızın görevidir sanıyorum.

            Onlarca yıl bağımsızlık ve varlık mücadelesi veren insanlar peki nerede hata yapmışlar ki;”Yes be annemciler.” “Biz Türk değil Kıbrıslıyız.” Diyenler ve Denktaş’ın torunu dâhil Rum pasaportu almak için gayret etmişler ve tarihlerine ve inançlarına, kültürlerine, milletlerine bu kadar yabancılaşmışlardır.

            Zamanı çok iyi hatırlamıyorum ama Kıbrıslı Türk gençlerinin Rum pasaportu almak için yarıştığı zamanlardı ve Denktaş ağlıyordu. Bu satırların sahibi kardeşiniz bir yazısında”Sayın Denktaş niye ağlıyorsunuz bunun müsebbibi sizsiniz.”deyivermiştik.

            Belki de Denktaş o günlerde yapamadıklarını veya yaptıkları eksikliği görmüştü. Çünkü o günlerde Türkiye’nin aydınlarının milletin inançlarına karşı oldukları gibi; Kıbrıs yöneticileri de uyguladıkları politikalarda milletin inanç, kültür ve iman değerlerini eğitimin dışında tutmuşlar ve neticesinde dini inançları zayıf, tarihinden ve kültüründen habersiz, milli mefkûresi olmayan nesiller yetişmişti.

            Kıbrıs davasında Merhum Denktaş, Kıbrıs’ın bir kısmını kurtardı ama yanlış eğitim politikaları yüzünden de halkının büyük bir bölümünü kaybetti. Ne yazık ki Kıbrıs’ın bu gün %30 kadarı bizim ama Kıbrıs gençliğinin büyük bir bölümü başkalarının.

            Atalar:”Yiğidi öldür ama hakkını yeme!”demişler ya. Denktaş büyük bir Türkiye ve vatan aşığı kahraman bir adam ama bu yönü ile övgüye ve saygıya layık bir adam. Eksiği ise beklide o günlerin Türkiye’de ki politikacılarının dayatmaları ile Türkiye’nin ithal Eğitim Politikalarını uygulamış olması.

            Devlet adamı kolay yetişmiyor.

            Bizden söylemesi…

 

                                                                                              Mustafa Göktekin

 

           

 

0
0
0
Yorum Yaz